Ali Özdemir - Merkez Medya

Özer: Bir bireyin maddeye bağımlı olma süreci ilk olarak arkadaş ortamından başlar

Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Ersin Özer, madde bağımlılığı hakkında önemli hususlara dikkat çekerek, "Bir bireyin maddeye yönelme süreci çoğunlukla arkadaş çevresinde başlar. 'Bir kereden bir şey olmaz' düşüncesi ya da bir gruba dahil olma isteği en önemli nedenlerdendir." dedi.

22 Nis 2026 - 16:25 YAYINLANMA

Toplumda kangren halini alan ve ciddi anlamda artan madde bağımlılığı hakkında İLKHA mikrofonuna konuşan Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Ersin Özer, önemli hususlara dikkat çekti.

Bir bireyin maddeye bağımlı olmasında sosyal ve ekonomik faktörlerin önemli rol oynadığını belirten Özer, bununla birlikte; işsizlik, yoksulluk, psikolojik ve sosyal etkenler ile aile içi sorunlar gibi durumlar bu süreci doğrudan etkilediğini söyledi. 

"Türkiye'de gençler arasında bağımlılık hızla yaygınlaşmakta"

Madde bağımlılığının artış nedenlerine dikkat çeken Özer, "Madde bağımlılığının artışının birden fazla nedeni vardır. Özellikle ülkemizde ve dünyada genç nüfusun risk altında olması, sosyal ve ekonomik sorunlar, maddeye erişimi kolaylaştırmaktadır. Bunun yanı sıra dijital ortamların etkisi de bu durumda öne çıkmaktadır. Türkiye'de gençler arasında bağımlılık hızla yaygınlaşmakta ve bu durum toplumsal bir tehdit haline gelmektedir. Bağımlılığın tek bir nedeni yoktur. Bir bireyin maddeye bağımlı olmasında sosyal ve ekonomik faktörler önemli rol oynar. İşsizlik, yoksulluk ve gelir eşitsizliği gibi durumlar bu süreci etkileyebilir. Bunun yanı sıra psikolojik ve sosyal etmenler de oldukça önemlidir. Aile içi sorunlar, kaygı ve stres, bireyin madde kullanmaya başlamasında veya bağımlı hale gelmesinde etkili olabilir. Ayrıca maddelerin kolayca temin edilebilmesi de temel nedenler arasındadır. Bununla birlikte dijital platformlar, bireylerin maddelere daha kolay ve rahat bir şekilde erişmesine imkan sağlayabilmektedir." şeklinde belirtti.

"Tedavi sürecinde psikoterapi ve hekim kontrolü esas alınır"

Özer, bağımlı olan bir bireyin psikolojik sürecine değinerek "Madde kullanmaya başlayan bir gencin psikolojik sürecinde öncelikle durumun tespit edilmesi gerekir. Bu durum okulda, aile içinde ya da bir yakını tarafından fark edilmelidir. Kişinin ne kullandığı ve nereye yönlendirilmesi gerektiği belirlenmelidir. Örneğin okul ortamında, durumu fark eden bir öğretmen veya idareci bu konuda bilgi sahibi olmalı ve kişiyi ilgili birimlere yönlendirebilmelidir. Öğretmen, durumu fark ettiğinde öğrenciyi öncelikle okulun rehberlik servisine yönlendirmelidir. Rehberlik servisindeki psikolojik danışmanlar, bireyin öyküsünü alır. Ne kullandığını ve bu durumun ne zamandır devam ettiğini öğrenir, ardından ilgili uzmanlara yönlendirme yapar. Genellikle bireyler psikolog ve psikiyatristlere yönlendirilir ve süreç uzman kontrolünde ilerler. Tedavi sürecinde psikoterapi ve hekim kontrolü esas alınır." şeklinde aktardı.

"Sadece ilaç kullanımı ve aile desteği yeterli değildir"

Bağımlılık tedavi süreçleri hakkında da bilgi veren Özer, "Tedavi sürecinde çeşitli zorluklar yaşanmaktadır. Genellikle tedaviyi sürdürmekte ciddi sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Bağımlılık kısa süreli bir durum değildir; uzun soluklu bir hastalıktır. Sadece ilaç kullanımı ve aile desteği yeterli değildir. Yönlendirme yapıldıktan sonra sürecin düzenli olarak takip edilmesi de şarttır. Psikiyatrist, psikolog ve danışmanlarla birlikte bu sürecin sistemli bir şekilde yürütülmesi gerekir. Ancak çoğu zaman süreç sağlıklı bir şekilde işletilememekte, takip ve denetim mekanizmaları yetersiz kalmaktadır. Bu durum da bireyin tedaviyi bırakıp yeniden maddeye yönelmesine neden olabilmektedir." dedi.

"Aileler açısından en önemli sorumluluk çocukların yakından takip edilmesidir"

Bu konuda aileye ve eğitim camiasına önemli görevler düştüğünü ifade eden Özer, şu ifadelere yer verdi:

"Toplum olarak bu konudaki en büyük eksikliklerden biri damgalamadır. 'Bu kişi madde kullanıyor, bağımlıdır' diyerek bireyleri dışlamak yerine destek olmak gerekir. Destek olunmadığında bu bireyler süreç içinde kaybolabilmektedir. Bu nedenle bireylerle ve aileleriyle empati kurulmalı, onları dinleyerek yanında olunduğu hissettirilmelidir. Ayrıca mutlaka uzmanlarla iş birliği yapılmalıdır. Bu konuda aileye ve eğitim camiasına önemli görevler düşmektedir. Okullarda bilgilendirici seminerlerin düzenli olarak yapılması ve bu çalışmaların ihmal edilmemesi gerekmektedir. Öğrencilerle sürekli iletişim halinde olunmalı ve bilinçlendirme faaliyetleri sürdürülmelidir. Aileler açısından ise en önemli sorumluluk çocukların yakından takip edilmesidir. Dijital ortamlar ve sosyal medya dahil olmak üzere çocukların arkadaş çevresi, kimlerle vakit geçirdikleri ve ilişkileri dikkatle izlenmelidir. Bu süreç büyük önem taşımaktadır. Bir bireyin maddeye yönelme süreci çoğunlukla arkadaş çevresinde başlar. 'Bir kereden bir şey olmaz' düşüncesi ya da bir gruba dahil olma isteği en önemli nedenlerdendir. 'Bu maddeyi kullanırsam arkadaşlarım beni kabul eder' düşüncesiyle bireyler ne yazık ki bu sürece adım atabilmektedir."

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: