Ali Özdemir - Merkez Medya

Malatya'da bir ilk: Dirençli tansiyon hastasına hayat değiştiren müdahale

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir tarafından gerçekleştirilen renal arter denervasyonu işlemiyle, ilaç tedavisine yanıt vermeyen genç hastanın tansiyonu kontrol altına alındı. Bölge için ilk olan uygulama, dirençli hipertansiyon hastalarına umut oldu.

06 Nis 2026 - 13:01 YAYINLANMA

Malatya'da ikamet eden tansiyon hastası H.T. (31) adlı kadın, 5 farklı tansiyon ilacı kullanmasına rağmen ataklar kontrol altına alınamıyordu ve kullandığı ilaçlar nedeniyle gebelik planı gerçekleşemiyordu.

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı renal arter denervasyonu işlemiyle hasta sağlığına kavuştu.

Bölgede bir ilk ve Malatya'da ilk kez gerçekleştirilen işlem hakkında İLKHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Hasan Pekdemir, uygulamanın gebelik planı bulunan ancak tedavisinin bunu sınırlandırdığı genç bir hastaya başarıyla yapıldığını ve tansiyon değerlerinin kontrol altına alındığını ifade etti.

Prof. Dr. Hasan Pekdemir

Pekdemir "Gebelik durumunda birçok tansiyon ilacı kullanılamıyor. Bu nedenle hastamız için en uygun seçenek renal arter denervasyonu oldu. İşlemi başarıyla gerçekleştirdik ve tansiyon değerlerini kontrol altına aldık. Eğer hastamız gebe kalırsa, gebeliğe engel olmayan çok sınırlı ilaçlarla bile tansiyon kontrolü sağlanabilecek bir düzeye ulaşmış olacağız." dedi.

Hipertansiyonun dünya genelinde en yaygın sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Pekdemir, özellikle belirli bir yaşın üzerindeki bireylerde görülme oranının yüzde 50'ye kadar ulaştığını ifade etti. Türkiye'de ise hipertansiyonun tedavi ve takibinde ciddi eksiklikler bulunduğunu belirten Pekdemir, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve bu nedenle "sinsi" olarak nitelendirildiğini söyledi.

"Yüksek tansiyon kontrol altına alınmadığında kalp hastalıkları, felç, böbrek yetmezliği gibi hastalık ortaya çıkabiliyor"

Pekdemir, Yüksek tansiyon kontrol altına alınmadığında kalp hastalıkları, inme yani felç, böbrek yetmezliği ve diyalize kadar giden ciddi tablolar ortaya çıkabiliyor. Aynı zamanda diğer hastalıkların riskini de artıran temel bir sağlık sorunu." dedi.

Hipertansiyon tedavisinde bazı hastalarda ilaçlara rağmen yeterli yanıt alınamadığını belirten Pekdemir, bu durumun "dirençli hipertansiyon" olarak tanımlandığını ifade etti. Pekdemir "Bir hastanın üç ya da dört farklı tansiyon ilacı kullanmasına, bunlardan birinin idrar söktürücü olmasına rağmen tansiyon kontrol altına alınamıyorsa burada dirençli hipertansiyondan söz ediyoruz. Bu hastalarda çoğu zaman beşli tedavilere kadar çıkıyoruz, dozları artırıyoruz ancak yine de istenilen kan basıncı seviyesine ulaşamayabiliyoruz." diye konuştu.

Bazı hastaların ise mevcut hastalıkları veya ilaçlara karşı alerjik durumları nedeniyle bu tedavileri sürdüremediğini belirten Pekdemir, bu durumun tedaviyi daha da zorlaştırdığını vurguladı.

"Sempatik sinir sistemi tansiyonu sürekli yüksek tutuyor"

Dirençli hipertansiyonun altında yatan önemli mekanizmalardan birinin sempatik sinir sistemi olduğunu dile getiren Pekdemir, "Sempatik sinir sistemi kalp hızını artıran ve tansiyonu yükselten bir sistem. Bu sistemin sürekli aktif olması durumunda beyne giden uyarılar artıyor ve böbrek damarlarında daralma meydana geliyor. Bu da böbrekte tuz ve su tutulmasına neden olarak tansiyonun sürekli yüksek seyretmesine yol açıyor." ifadelerini kullandı.

"Renal arter denervasyonu ile sinyaller kesiliyor"

Bu noktada devreye giren renal arter denervasyonu yönteminin, böbrek damarlarının etrafındaki sempatik sinirlerin ablasyon yöntemiyle etkisiz hale getirilmesine dayandığını belirten Pekdemir, yöntemin etkisini şu sözlerle anlattı:

"Bu sinirleri yaktığımızda tansiyonu yükselten sinyallerin beyne iletilmesi engelleniyor. Böbreğe giden yanlış uyarılar ortadan kalkıyor. Bunun sonucunda damarlar genişliyor, tuz ve su tutulumu azalıyor ve hastanın tansiyonunda ciddi düşüşler sağlanıyor."

Yöntemin her hasta için uygun olmadığını, dikkatli hasta seçimi gerektiğini vurgulayan Pekdemir, özellikle genç, ilaç kullanamayan veya sempatik aktivitesi yüksek hastalarda çok yüksek başarı oranları elde edildiğini söyledi. Pekdemir "Bu hasta grubunda yüzde yüze yakın fayda görebiliyoruz. Bazı hastalar tamamen ilaçsız kalabiliyor, bazı hastalarda ise beşli tedaviler bir ya da iki ilaca kadar düşebiliyor." dedi.

Malatya'da ilk kez uygulandı, başarılı sonuç alındı

Söz konusu işlemin Malatya'da ilk kez gerçekleştirildiğini belirten Pekdemir, uygulamanın genç bir hastaya yapıldığını ifade etti. Hastanın beş farklı ilaç kullanmasına rağmen tansiyonunun kontrol altına alınamadığını ve sık sık ataklar yaşadığını belirten Pekdemir, ayrıca hastanın gebelik planı bulunmasının tedavi seçeneklerini sınırladığını söyledi.

Pekdemir, "Gebelik durumunda birçok tansiyon ilacı kullanılamıyor. Bu nedenle hastamız için en uygun seçenek renal arter denervasyonu oldu. İşlemi başarıyla gerçekleştirdik ve tansiyon değerlerini kontrol altına aldık." dedi.

"Etkisi 24 saatte başlıyor, kalıcı sonuç 3 ayda"

İşlemin etkisinin kısa sürede başladığını ancak kalıcı sonuçların zamanla ortaya çıktığını ifade eden Pekdemir, "Renal denervasyon sonrası etkiler yaklaşık 24 saat içinde görülmeye başlıyor. Ancak dokunun iyileşmesi ve sürecin tamamen oturması yaklaşık 3 ayı buluyor. Bu sürede hastayı yakından takip ediyoruz. Üç ayın sonunda çok daha belirgin ve kalıcı tansiyon düşüşleri gözlemliyoruz." diye konuştu.

Hastanın ilerleyen süreçte ya tamamen ilaçsız kalabileceğini ya da çok daha düşük dozlarla tansiyonunu kontrol edebileceğini belirten Pekdemir "Eğer hastamız gebe kalırsa, gebeliğe engel olmayan çok sınırlı ilaçlarla bile tansiyon kontrolü sağlanabilecek bir düzeye ulaşmış olacağız." dedi.

"Bu yöntem mutlaka değerlendirilmeli"

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nin ileri düzey kardiyolojik tedavilerin yoğun şekilde uygulandığı bir merkez olduğunu vurgulayan Pekdemir, özellikle çoklu ilaç kullanmasına rağmen sonuç alamayan veya ilaç kullanması sakıncalı olan hastaların bu yöntem açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Pekdemir, uygun hastaların merkeze başvurarak bu tedaviden fayda görebileceğini sözlerine ekledi.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: