Merkez Platform

LGS ve YKS öncesi ailelere önemli tavsiyeler

Eğitimci Mustafa Durmaz, sınav sürecinde en büyük baskının ailelerden geldiğini belirterek, öğrencilerin psikolojik olarak desteklenmesi gerektiğini söyledi.

01 May 2026 - 13:45 YAYINLANMA

Şanlıurfa’da eğitimci Mustafa Durmaz, öğrenciler açısından en büyük problemin aile ve çevre baskısı olduğunu belirterek, bu durumun çocuklar üzerinde ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu ifade etti.

Durmaz, ebeveynlerin çocuklarını bir yarışın parçası gibi görmemesi gerektiğini vurgulayarak, sınavların hayatın tamamı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

LGS ve YKS sürecine değinen Durmaz, öğrencilerin farklı şartlarda yetiştiğini belirterek, başarıyı yalnızca sınav dönemindeki çalışmaya bağlamanın yanlış olduğunu dile getirdi.

Eğitim sürecinin ilkokuldan itibaren başladığını ifade eden Durmaz, öğrencilerin altyapısının bu dönemde şekillendiğini ve fırsat eşitsizliklerinin başarıyı doğrudan etkilediğini kaydetti.

Sınav kaygısının büyük ölçüde aileler tarafından oluşturulduğunu söyleyen Durmaz, beklentinin yüksek tutulmasının öğrencide panik ve başarısızlığa neden olabildiğini belirtti.

“İşin en önemli kısmı öğrencilerimizin ebeveynlerine düşüyor”

Öğrencilerden beklentiler büyük olduğu zaman çocuklardaki heyecanın arttığını söyleyen Durmaz “Öğrenciler için en büyük zorluk elbette ki aile baskısıdır. Öğrenciler açısından en büyük sorun aile ve çevredir. Öğrencilerden ciddi bir beklenti içerisinde olunuyor. Bu nedenden dolayı öğrenciler hem heyecanlanabiliyor hem de psikolojik olarak zorlanabiliyor. Bu konuda işin en önemli kısmı öğrencilerimizin ebeveynlerine düşüyor. Biz evet eğitimciyiz ama aynı zamanda da ebeveyniz. Bizler de ebeveyn olarak çocuklarımıza karşı elimizden gelen gayreti gösteriyoruz fakat şunu unutmamak gerekiyor ki bu bir sınavdır, hayatın her alanı değildir. Bizler ebeveynler olarak çocuklarımıza yarış atı gözüyle bakmayalım, normal girdiği sınavlardan bir sınav olarak görelim. Bizler her şeyi o sınava bağlarsak çocuklarımız güzel bir lise veya güzel bir üniversite kazanabilir ama çocuğumuzu kaybedebiliriz. Bunun için buna sadece bir sınav gözüyle bakıp bu konuda çocuklarımıza olabildiğimizce destek olmak, bunu yapmamız gerekiyor. Bizden istenen ve beklenen davranış budur.” ifadelerine yer verdi.

“Çocuklarımızın başarılı olmasını istiyorsak ilkokuldan itibaren takip etmeliyiz”

Okullardaki öğretmen eksikliği ve okul farklılıklarının çocukların eğitiminde etkili olduğunu belirten Durmaz “Hem LGS hem de YKS grubu öğrencilerimiz için şunu söylüyoruz: Bazı öğrencilerimiz sınava avantajlı başlarken bazı öğrencilerimiz dezavantajlı başlıyor. Eğitim dediğimiz sadece bir ders programı çalışmakla, günlük belli bir saat çalışma ile burayı kazanır düşüncesi yanlış bir düşüncedir. Bunun bir ayağı veli ayağı, bir ayağı geçtiği eğitim süreci, diğer bir etkeni çevre, başka bir etkeni eğitim gördüğü kurumun eğitim kalitesidir. Bunların hepsini yaptığımız zaman bir şekilde öğrenciden bir beklenti içerisine girebiliriz. Bunun dışında öğrenciye günde 8-10 saat çalış deyip sonra niye kazanmıyor demek yanlıştır. Bu süreç ilkokulda başlıyor. Çocuk, ilkokula başladığında özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgesinde eğitimci eksiği vardır. Bundan dolayı 1. sınıfta dahi çocuk öğretmen değişikliği veya ücretli öğretmenlerle yol alabiliyor. Şimdi bu çocuk, tecrübeli bir öğretmenin eğittiği çocuk kadar şanslı olmayabiliyor. Aynı zamanda okuduğu ortaokul ve lisede de aynı şekilde. Örneğin fen lisesine giden bir çocuk ile meslek lisesine giden veya normal bir Anadolu lisesine giden öğrencinin çalışma şartları ve koşulları tamamıyla farklıdır. Bu yüzden çocuklarımızın eğitim anlamında, okul anlamında başarılı olmasını istiyorsak bunu ilkokul 1. sınıftan itibaren takip etmemiz ve onun yol haritasını o zaman çizmemiz gerekiyor. Bizim 1980’li yıllardaki gibi okulu bitirdi, bir yeri kazandı kazandı, kazanmadı okulu bırakır sanayiye gönderirdi ya da bir destek alırdı fakat şimdi böyle değil. Çocuk 1. sınıftan itibaren özel okullarda, özel öğretmenlerden, çok farklı kaynaklarla başlarken avantajlı başlayıp son seneye gelip ne yapabilirsin ki? Bu yüzden belki de günümüzdeki problemlerin en büyük sebeplerinden biri de buduR; çocuğuna kaldıramayacağını yüklüyorsun. YKS grubunun TYT bölümünde 20 fen sorusu, fen grubuna baktığınız zaman fizik, kimya, biyoloji devasa bir müfredattır. Öğrencinin bunun hepsine hâkim olmasını istiyorsunuz. Matematik grubuna baktığımız zaman 1. sınavda 40 soru, 2. sınavda 40 soru çıkıyor, o başlı başına bir hazinedir. Bir çocuğun bunların hepsine hâkim olabilmesi için mutlaka ilkokuldan itibaren çocukların destek alması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Onlar bizim geleceğimizdir”

Durmaz “Sınav kaygısı ve heyecanını çocuktan önce aile oluşturuyor. Aileler çocukta beklentiyi yüksek tuttukları zaman çocuk ister istemez daha fazla panikliyor. Çocukta az bir şey bile heyecan varsa bu heyecanı arttıran çevredeki etkiler ve etkenlerdir. Çocuklarımız bizim canımız ciğerimizdir. Onlar bizim geleceğimizdir. Elbette ki her türlü fedakârlığı onlar için yapıyoruz, çalışmalarını isteyip güzel bir fakülteye gitmelerini istiyoruz, güzel bir işe, güzel bir geleceğe sahip olsunlar diye elimizdeki tüm imkânları onlara veriyoruz. Bununla birlikte bazen bilmeyerek, bazen bunun ona çok faydası olacağını düşünerek ciddi bir şekilde onların psikolojisini altüst edebiliyoruz, heyecanlandırabiliyoruz. Normalde günlük rutin neyse o şekilde devam etmek lazım fakat biz bir gelinin veya bir damadın heyecanı gibi çocuğu heyecanlandırıyoruz. Sınav günü geldiğinde bir bakıyorsun ki çocuk kaydırma yapmış ya da gelen ilk 3-4 sorunun zorluk derecesi ağır oldu mu sanki diğer sorular da çok zor gelecekmiş gibi şu anda kalemi bırakıp tamamıyla heyecanlanıyor ve sınavda istediği neticeyi alamıyor.” ifadelerini kullandı.

“Az olan ama sürekli olan”

Öğrencilerin bir program dahilinde çalışması gerektiğini belirten Durmaz “Öncelikle çocuğun ilkokuldan itibaren düzgün bir eğitim sisteminden geçmiş olması gerekiyor. Daha sonra sınav maratonuna girdiğinde bir öğrencinin başarılı olabilmesi için düzenli bir program olması gerekiyor. Biz ibadete hangi gözle bakıyoruz? Az olan ama sürekli olan. Ders anlamında da böyle olması gerekiyor. Bugün çok çalışayım, yarın çalışmayayım diye bir şey olmaz. Aynı zamanda günlük olarak nasıl ibadetleriniz düzenli ise ders çalışmalarınız da bir düzen içerisinde olması gerekiyor. Günün şu saatinde uyanacağım, şu saatinde ders çalışmaya başlayacağım, şu saatte yiyeceğim veya yemekten sonra şu kadar arayla ders çalışacağım demeleri gerekiyor. Yani bir program dahilinde olması gerekiyor. Eğer bizde düzen ve disiplin yoksa başarının gelmesi mümkün değildir. Bir sınav maratonuna, bir sınav sürecine tam girdik. Artık birkaç gün önce bursluluk sınavı vardı ve önümüzde LGS ve YKS sınavı var. Bunları normal bir sınav olarak görelim ve hayatın tamamını kapladığı düşüncesinden vazgeçelim. Bu çocuklar bizim çocuklarımızdır. Başarılı olmadıkları zaman hayatı karardı düşüncesi olmaması lazım. Bizler ebeveyn olarak bununla alakalı ciddi bir çalışma yapmamız gerekiyor ve bu alan uzmanları ile iletişimimizi kesmememiz gerekiyor. Çocuklara 'Güzel bir öğretmen tuttum, seni çok güzel dershanelere gönderdim, sana şu kadar kaynak aldım, niye başarılı bir sonuç getirmiyorsun?' dememek gerekiyor. Biz bunları yarış atlarında görüyoruz, atları düzenli bir şekilde beslerler, badem, fıstık, ceviz ile yarışta birinci olması için fakat unutmayalım ki çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Çok yüklendiğimiz zaman çocuklarımızı kaybetme ihtimali dahi olabilir. Bu yüzden bunun bir sınav olduğunu ve bu sınavın hayatın her alanı olmadığını bilmek gerekir. Bunun biz onlarca örneğini gördük. Sınavda başarı isteyip sınav istediği gibi gitmediğinde çok olumsuz veya bir takım hoşumuza gitmeyen nahoş olaylar yaşandı. Lütfen bu tür şeylere mahal ve prim vermeyelim.” dedi.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: